A Milli Futbol takımının İzlanda’ya deplasmanda 3-0 yenilmesinin ardından, eleştiriler, kelime oyunu yapan başlıklar, oyuncu seçimi tartışmaları spor medyamınızın gündemini oluşturmakta. Volkan Demirel’in tercih edilmemesi, İzlanda’nın küçümsenmesi başlıca eleştiri konuları.
Ben bu mağlubiyeti yorumlarken, İzlanda’nın nüfusu, oyuncu kalitesi yeterliliği, ligin geç başlaması ve oyuncuların form durumu gibi parametreleri değil genel stratejiden bahsetmek isterim.
Milli takım sahaya Onur , Gökhan , Ömer , Ersan , Caner , Mehmet , Emre , Selçuk , Arda , Olcan ve Burak 11’i ile çıktı. Takım dizilişi Fenerbahçe’nin son şampiyonluğundan ilham alır şekilde Caner ve Gökhan’ın kanat bindirmeleri ve Mehmet’in bir 3.stoper gibi Ersan ve Ömer’in arasına girerek savunmayı 3lemesi ve dizilişin 3-4-3 şeklini alması şeklinde planlanmıştı.
Dolayısı ile takımın Fenerbahçe gibi hücum edeceği düşünülmüştü. Fakat bu fikrin aksine hücum hattı Fenerbahçe’nin hücum hattı değildi. Geçen sene Ersun Hoca ile Fenerbahçe nasıl hücum ediyordu hatırlayalım. Top 3.bölgeye gönderildiğinde orta saha ve forvet hattı topu orda tutuyor Caner ve Gökhan kanatlardan bindiriyor ve olmazsa olmaz şekilde atak sonlandırılmadan (gol, aut, korner veya faul) rakibin çıkmasına izin verilmiyor böylece Caner ve Gökhan’ın boşalttığı alanlar tehlike yaratmıyordu. Peki takım dizilişi Fenerbahçe’nin sistemine uydurulmaya çalışımışken Arda Burak Olcan 3’lüsü Sow Webo Kuyt 3’lüsünün yapabildiği işi başarabilecek oyuncu tiplemesine sahipler miydi ? Bence hayır. Dolayısı ile Fenerbahçe’nin dizilişi Galatasaray oyuncularından oluşan bir hücum hattı ile harmanlanmaya çalışılınca ortaya hücum edemeyen bir takım çıktı. Hücum varyasyonlarında amaç tipik bir Ersun Yanal Fenerbahçesi hücumu yaratmaktı ancak oyuncu tiplemesinin buna uyumsuzluğu takımı başka şekilde hücum etmekten de alıkoyunca, üzerine İzlanda’nın fizik gücü, Onur ve Ersan’ın kötü oyunu Ömer’in ise anlamsız kartı eklenince ortaya bu sonuç çıktı.
Peki Mehmet Topal Caner Erkin ve Gökhan Gönül odaklı bir diziliş Milli takıma hangi oyuncu tercihleri ile uygulansa başarılı olma potansiyeli daha yüksekti ?
Diziliş ve anlayış eleştirisinden bağımsız olarak bu strateji uygulanırken başarı nasıl sağlanırdı sorusunun cevabı tabiki hücum oyuncuları üzerinde fikir yürütmekten geçiyor.
Top 3.bölgeye geldiğinde topu koşuyoluna değil ayağına isteyip oyunu orda tutabilecek bir forvete ihtiyaç vardı ve adaylar arasında bu işe en uygun futbolcu sezona çok iyi başlayan ve 5 resmi maç oynayarak formda olan Mustafa Pektemek ilk akla gelen isimdi. Top 1. bölgeden uzun veya 2.bölgeden pasla 3. bölgeye aktarıldığında Pektemek topu ayağında tutarak takımın oraya yerleşmesini, Caner ve Gökhan’ın hücuma destek vermesini sağlayabilme umudunu bize veriyordu.
Hücum kanadında ise hem çalışkanlığı hem skor katkısı potansiyelinin fazlalığı hem de form durumundan dolayı Olcan Adın yerine Olcay Şahan’ın tercih edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Mevcut stratejide son bir yama ise Selçuk İnan yerine oyuna daha fazla katılan temaslı oyunu daha çok seven ve gerektiğinde atak bitirme planı içerisinde faul yapabilecek agresifliğe sahip bir oyuncu olması gerektiği fakat adaylar arasında bu görevi üstlenebilecek bir orta sahamızın maalesef olmadığını düşünüyorum.
İzlanda deplasmanında bu strateji işe yarar mıydı tartışmasından bağımsız kalarak mevcut oyun anlayışının neden başarısız olduğu sorusuna verilecek en makul yanıtın oyuncu tercihlerinin planlanan oyun ile mantıksal bir çelişki yaşadığı gerçeğinin gözardı edilmemesi gerektiği ve gelecek planların buna göre yapılması gerektiği olduğu aşikardır.
