Fatih Terim Galatasaray’daki görevinden ayrılalı bir sene oldu. Göreve geldiğinde sezonu 8. Sırada bitirmiş bir Galatasaray devralmış, görevi bıraktığında ise iki sene üst üste Süper Lig Şampiyonu olmuş, Şampiyonlar Ligi’nde ise çeyrek final oynama başarısı göstermiş bir Galatasaray bırakmıştır. Başarılı teknik adam ile Galatasaray Yönetimi arasındaki kriz, Futbol Federasyonunun bu sürece etkisi günlerce aylarca konuşuldu. Bu sebeple ben Fatih Terim’in ayrılmasını tartışmak yerine geçen bir yıllık süreçte yapılan hataları incelemek istiyorum. Böylece Galatasaray’ın yeni (geçici) başkanını seçtiği bu gün, Ünal Aysal’ın bir yönetici bir yılda ne kadar hata yapabilir sorusuna cevap olacak icraatlarını da görmüş olacağız.
MANCINI
30 Eylül 2013 günü Galatasaray Teknik Direktörlüğe Roberto Mancini’yi getirdiğini açıkladı. Fatih Terim’in sorunlu ayrılış süreci, Eylül ayında takımı teknik direktörsüz bırakmış ve yönetim, sezon başını takımla geçirmemiş, takımı kendisi kurmamış bir teknik adamı göreve getirmek mecburiyetinde kalmıştır. Hatalar zincirinin ilk halkası burada yapılmış, takımı, rakipleri, ligi ve ülkeyi tanımayan bir isim, alışma süreci geçirmeden kendisini yarışmanın tam içinde bulmuştur. Bu hamlenin dezavantajları, teknik adama “Bu takımı ben kurmadım.” mazeretinin verilmesi, iki yıldır başarıya alışmış olan taraftarın uyum sürecini kabullenmeyerek tepki göstermesi, yönetimin Fatih Terim ismini görevden alarak aldığı büyük riski yalnızca başarılı olarak bertaraf edeceği gerçeğini görmezden gelmesi olarak sıralanabilir.
Sezon öncesi transferleri kendisi yapmayan Mancini yönetimden devre arası transfer dönemi için geniş bir bütçe istedi. Ocak ayı transfer döneminde sadece bonservislere yaklaşık 18 Milyon Euro ödenerek, Alex Telles, İzzet Hajrovic, Salih Dursun, Koray Günter, Lucas Ontivero, Oğuzhan Kayar, Umut Gündoğan ve Veysel Sarı alındı. Burdisso ise 250.000 Dolar + 300.000 Euro’luk bir maliyetle kiralandı. Bu isimlerden şu an kadroda yer alanlar Telles, Veysel, Koray, Umut, rotasyon içerisinde aktif kullanılanlar ise Telles ve Veysel. Tabi bir de Türk vatandaşı “zannedilerek” 500.000 Euro’ya Basel’den transfer edilen ama pasaport sorunu hala çözülmediğinden Galatasaray’ın alt yaş kategorilerinde oynayan Endogan Adili’yi unutmamak gerek.
Bu devre arası transferleri çok tartışma konusu oldu, Galatasaray scout ekibi şefi Emre Utkucan, Endogan Adili’den hiç haberinin olmadığını, Salih Dursun’a raporunun negatif olduğunu, Ontivero, Burdisso ve Hajroviç’in ise Mancini’nin tanıdık menajerler vesilesiyle kadroya kattığı isimler olduğunu açıkladı. Bu açıklama ara transfer döneminin başarısız oluşunun sebeplerini ortaya koyuyor. Scout ekibi, teknik adam ve yönetim transfer konusunda ortaklaşa bir plan üzerine çalışmadıklarında, başarısız olma ihtimali oldukça yükseliyor. Bu sezonun yönetim plansızlığına dair bir başka örnek ise Tomas Ujfalusi’nin 1 Ocak 2014 ile 31 Mayıs 2014 arasında Galatasaray Sportif Direktörlüğü görevini yapması, ancak hiçbir faaliyette kendini göstermemesidir. Eğer ki bu 5 aylık görev bir ahde vefa ise Galatasaray’ın yönetim organizasyon şemasını gözden geçirmesi ve “Sportif Direktör” görevine verdiği değeri tekrar düşünmesi gerekiyor.
Devre arası transferlerindeki başarısızlık ve planlama hatası sonucu, Galatasaray’ın kadrosu iyice şişmiş, yabancı kontenjanı sebebiyle optimal kadro oluşmakta zorluk çeker hale gelmiş ve bu sezona yansıyacak sıkıntılar kendisini göstermeye başlamıştı. Tüm bunlara rağmen, Galatasaray, Juventus’u saf dışı bırakarak Şampiyonlar Ligi’nde ikinci tur oynama başarısı göstermiş, Türkiye Kupasını almış ve Süper Ligi ikinci sırada bitirmişti. Fakat yönetim 11 Haziran 2014 günü Mancini ile yolları ayırarak adeta 2013-2014 sezonunu olduğu gibi çöpe atma yoluna gitti. Artık yeni bir teknik direktör, yeni bir uyum süreci, yeni oyuncular, yeni sistemler, belki de yeni bir ekol arayışı başlayacaktı. Ünal Aysal alt yapının Alman ekolüne göre dizayn edildiğini, Erdal Keser’in göreve getirildiğini ve bu yüzden yeni teknik direktörün Alman ekolünden geleceğini açıkladı. Ancak yeni teknik direktör açıklandığında işin rengi biraz değişti, çünkü yeni teknik adam Cesare Prandelli de Mancini gibi İtalyan vatandaşıydı.
PRANDELLİ
8 Temmuz 2014 günü Galatasaray Prandelli ile sözleşme imzaladığını açıkladı. Prandelli yıllık maliyeti 1.100.000 Dolar olan Engin Baytar’ı, 1.250.000 Dolar olan Sabri Sarıoğlu’yu ve 2.200.000 Euro olan Eboue’yi kadroda düşünmeyerek deyim yerindeyse yaklaşık 4 milyon Euro’yu A2 takıma gömdü. Geçen sezondan elinde şişkin ve plansız bir kadro olan Galatasaray yaz dönemi transferinde ise Olcan Adın, Tarık Çamdal, Dzemaili ve Yasin Öztekin’i toplam 13.600.000 Euro bonservis bedeli ile, Pandev’i ise bonservis ödemeden kadrosuna kattı.
Bugün Süper Lig’de ikinci sırada yer alan Galatasaray Avrupa’da ise başarısız bir grafik çiziyor. Prandelli son Dortmund karşılaşmasının ardından “Beni buraya lig için getirdiler.” Açıklamasını yaparak yönetimin kendisinden öncelikli talebinin Süper Lig’de şampiyon olarak 4.yıldızı takmak olduğunu belirtse de iki sezondur Şampiyonlar Ligi grubundan çıkma başarısı gösteren Galatasaray taraftarına bunu anlatmak oldukça zor olacak gibi gözüküyor.
Galatasaray’ın bu bir senelik süreçte yaptığı yönetimsel hataların en başında bana göre kadro planlamasının yapılmaması geliyor. Örneğin Galatasaray’ın sağ bek mevkiinde Sabri ve Eboue yukarıda belirttiğimiz maliyetler ile A2 takımdayken, 700.000 Euro’ya Veysel, 4.750.000 Euro’ya Tarık Çamdal, 2.750.000 Euro’ya Salih Dursun alınmıştır. Ve işin trajikomik tarafı, Galatasaray’ın hala çok ciddi bek problemi olduğunun konuşulmaktadır. Galatasaray’da kadro plansızlığının bir sonucu da yabancı kontenjanı ile sürekli problem yaşanması olmuştur. Melo, Chedjou, Muslera, Sneijder’in formasının garanti olduğu düşünüldüğünde geriye kalan tek kontenjanın adayları, 10 Milyon Euro’luk Bruma, 6 Milyon Euro’luk Telles ve yeni transferler Pandev ile Dzemaili’dir. Ayrıca yine yüksek maliyetli Eboue’nin de lisansının çıkarılamamasının sebebi yabancı kontenjanıdır.
Galatasaray’ın bu süreçte yaptığı tüm transferlerde, genel bir plansızlığın hakim olduğu, yüksek bonservis bedellerinin ödendiği, ve anlaşılan oyuncuların genellikle 4 yıl civarı sabit ücretli kontratlara imza attığı düşünülürse, UEFA Mali Fair Play’in Galatasaray’ın peşine düşmesi, ve Başkan Ünal Aysal’ın Mayıs ayını beklemeden apar topar görevi bırakması gayet anlaşılır gözükmektedir. Galatasaray Fatih Terim Ünal Aysal birlikteliği ile başarılara ulaştığı iki sezonun ardından nedeni bilinmez, kendini bu duruma düşürerek kulübün geleceğini tehlikeye atmıştır. Galatasaray son iki sezonda Şampiyonlar Ligi’nden 46 Milyon Euro para almış, en az 16-18 Milyon Euro’da bu sezon alacaktır. Doğru planlama ve istikrar bu maddi olanak ile birleşse ortaya çok farklı başarılı sonuçlar çıkabilecekken, futbol aklının eksikliği, ortaya yüklü kontratlı birçok yabancı futbolcu, kadro ve oyun istikrarsızlığı, Avrupa’dan men ihtimali, yarın görevde olacağından emin olmayan bir teknik direktör, sezonu bitireceğinden emin olmayan bir geçici başkan ve maalesef karanlık günler çıkarmıştır. Beşiktaş gibi altından başarı ile kalkıp küllerinden doğabilir mi bilinmez ancak, Galatasaray’ın “Feda” sezonu yakındır.
http://www.medyaspor.com/kose-yazilari/unal-aysalin-bir-senesi-533
