Beşiktaş’ın son haftalardaki önemli performansını, Ahmet Dumlu değerlendirdi. Kendisine teşekkür ediyorum.
Beşiktaş’ın başarılı grafiği, Feda sezonundan beri bilinçli atılan adımların bir getirisi. Doğru planlama ve uygulama ile futbolda başarılı olmak aslında çok da zor değil. Biliç’in ardından göreve getirilebilecek en doğru isim Şenol Güneş’ti. Bunun üzerine yeterince konuşuldu, tekrara düşmek istemem fakat Şenol Güneş etkisi ile ilgili iki konudan söz etmek gerekir. Biliç’in ilk sezonunda Beşiktaş ilk 9 haftada 15 gol atmış, geçen sezon ise 12 gol atmış. Şenol Güneş ile birlikte bu sezon ilk 9 haftada atılan gol sayısı 24. Beşiktaş’ın genç oyunculardan kurulu bir takım oluşu, tecrübe gerektiren savunma organizasyonundan ziyade dinamizm gerektiren hücumu daha başarılı yapacağı sonucunu doğuruyor. Şenol Güneş’in en büyük artısı bu. Biliç ile skor avantajını aldıktan sonra oyunu ve skoru tutmak isteyip tutamayan bir Beşiktaş varken, Şenol Hoca ile sürekli farkı arttırmayı düşünen, yorulmayan bir Beşiktaş var. Antalyaspor maçında 5.golden sonrasını skordan habersiz birine izletecek olursak Beşiktaş’ın mağlup durumda olduğunu dahi düşünebilir, çünkü Beşiktaş, futbol iştahı hiç bitmeyen, taktik sadakatten asla uzaklaşmayan bir ekip haline geldi. Söz edilmesi gereken ikinci konu ise şu; Antalyaspor maçında Beşiktaş forması giyen üç isimden bahsetmek isterim. Oğuzhan Özyakup, Necip Uysal, İsmail Köybaşı bu üç isim çok değil 3-4 ay öncesine kadar bu kadar etkili ve başarılı bir grafik ortaya koyacakları beklenmeyen isimlerdi. Şenol Güneş’in meşhur “sihirli değneğinin” bu üç futbolcuya dokunduğu aşikar. Doğru transferler yapıldı, Beck Rhodolfo Gomez takıma hem kalite hem tecrübe getirdi. Veli ve Tolgay’dan uzun süredir faydalanamamasına rağmen ve hatta Antalya maçında Töre ve Sosa kadroda yokken alınan galibiyet, kalite farklarının fazla olmadığı homojen bir takım olduğunun göstergesi. Belki stoper ikilisi için bu geçerli değil ama kalan 9 bölgede asıl 11 ile alternatifler birbirini aratmayacak isimler. Bu da bize başarılı bir kadro mühendisliği ile kurulan ekiplerin yarıştaki avantajını gösteriyor. Bir de Atiba gerçeği var, temposu ile başarılı defansif müdahaleleri ile takımın doğru oyuna ulaşmasının ardındaki en büyük etken. Sözleşmesi uzatılmayacak diye uykularımın kaçtığı kadar var. Atiba’nın üstün gayreti sebebi ile insan statüsünden çıkarılıp “İl yapılması” için TBMM’ye dilekçe verilmiş şeklinde bir espri dönüyor sosyal medyada, dilekçe elime geçse altına ben de imzamı atardım sanırım. Beşiktaş’ın oturmuş kadrosu ve doğru teknik adamla birlikte adım adım başarıya doğru yürüyeceğini düşünüyorum. Bu saatten sonra Beşiktaş’ın başarısı değil, (umarım olmaz ama) olası başarısızlığı analize değer olacak. Çünkü girdilerin doğru olduğu yerde çıktıların doğru olması olağandır. Başkan ve yöneticilerin emeği göz ardı edilemez ama bu takımın kurulmasının ardındaki akıl İbrahim Altınsay ve Önder Özen’dir. Bu da asla unutulmamalıdır.
